Her Şeye Rağmen Sevmek...

2 dakika okuma süresi

Her Şeye Rağmen Sevmek...

Biraz sohbet etmeye var mısınız?

"Her şeye rağmen seni seviyorum."

"Nasıl… Ne demek rağmen?"

Beynini sürekli meşgul eden bu sihirli sözcüğün pencerelerinden biri daha açılmıştı. Bir 'rağmen' daha eklenmişti diğerlerinin yanına… Ötekilerin hemen ardından… Kadın için sevdiği adam, kusurluydu. Eksikti. Yarımdı. Düşünce yolları kesişmiyordu. Kendisinden çok uzaktı. Baktığı noktayı işaret etse de hep ıska geçiyordu. Yaşam içinde fikirleri hep ters düşüyordu. Kendisi gibi değildi. Aksine çok rahattı. Sokakta, içindeki hayvanı özgür bırakıyor, evinde bekâr tavırlar sergiliyordu. Çorap savurmaları… Dumanı… İçkisi… Odanın havası bir başka siniyordu duvarlara. Kadının da her insan gibi düşünme güdüsü vardı. İnsan düşündüğünü uygulama safhasında eleme yeteneğine sahip olmalıydı. Tıpkı cinsel güdü ve açlık gibi… Ama o bu ayrımı yapmıyor, düşündüğünü uyguluyordu. Kendisinde olmayan tepkileri onda görüyordu. Her ne yaparsa yapsın bu adamı seviyordu. "Her şeye rağmen…"

Misinaları birbirine dolanmış iki oltanın balıkçısı gibi hissediyordu kendini. Hiçbir balıkçı bu karmaşaya takılmak istemezdi. Karşısında koca bir "rağmen" duruyordu. Nasıl çıkacaktı bu adamın içinden... Yoksa çıkmalı mıydı? Bu çıkış gitmekle eşdeğer olamazdı. Onu rağmen’leriyle sevmişti. Kendi içinde bir dövüş. Çatışma. İçinde bir ring, tribünlerinde bahis oynayan hisleri… Kim kazanacaktı?

Bir insanı rağmen’lerine rağmen sevmenin açıklaması mutluluğu mu işaret ediyordu? "Hâlâ bekliyorum. Ne demek istiyorsun?" Hep susmuştu. Sadece erkeğinin rağmen’lerini gördükçe, onu öyle sevmeye alıştırmıştı kendini. Ne diyecekti şimdi? O kusurlu, düz yaşayan, bazen istediği kalıba sokabildiği adam, şimdi, uzun zaman sonra, hayatının en zor, belki de en köşesindeki suali sormuştu. Kendini içine bıraktığı labirentin duvarları arasında kaybolmuştu. Derin bir nefes çekti içine, adam… "İşte senin bu huyunu hiç sevmiyorum. Ne zaman bir şey sorsam asla cevap alamıyorum. Hep dalıp gidiyorsun. Sorularımı yanıtsız bırakman beni huzursuz ediyor. Çok başka huyların, yanların da var aslında beğenmediğim… Saçların lavabo deliğini tıkıyor… Mesela kapı deliğinde anahtarını bırakıyorsun hep… Daha sayayım mı? Annem gibi, babam gibi… En yakın arkadaşım, tek dostum gibi, görsem de gömüyorum bunları, görmezden geliyorum… Onlar gibi seninkileri de gömüyorum. Neden ağlıyorsun? Ağla diye söylemiyorum bunları. Değişirsin belki diye de söylemiyorum. Neden açıkladığımı anlamıyorsun belki… Tüm bunları seni çok sevdiğim için söylüyorum. Her şeye rağmen çok sevdiğimi bilmen için söylüyorum."

Bazen beklenmeyeni yapmak, şaşkınlığın da ötesinde bir irkilişe vesile olur. Kadının bedeninde yaşadığı bu artçı zelzele, her gün gerildikçe gerilen bedenini okşuyordu. Rahatlamıştı. Bu rahatlık hiç beklemediği şekilde akıyordu gözlerinden… 'Bir gün bu adamın, bu kaba, düşüncesiz' hayat arkadaşının, kendisini bu duruma düşüreceğini bilse hiç yormazdı kendini. Kadının yaşlı gözlerini silecek tek şey kocasının rağmen’leri olmuştu. Bilmiyordu. Tıpkı kendi gibi, biri tarafından rağmen’leriyle seveceğini hiç düşünmemişti. Bunu yakınında hiç aramamıştı.

Kıssadan hisse: Her şeye rağmen birisini sevebilmek büyük başarı. Mutluluğun garantisi öyle değil mi?

Editörün Seçimi : Kadınlar Kulübü TV - Aşk & İlişkiler

BU İÇERİĞE TEPKİ VER!


  • emoji
  • emoji
  • emoji
  • emoji
  • emoji
  • emoji
  • emoji

YORUMLAR

Kullanıcı Avatarı