Çünkü Aşıklar Bunu Hep Yapar..

3 dakika okuma süresi

Çünkü Aşıklar Bunu Hep Yapar..

Hiç olaylara 'aşk' gözüyle baktınız mı? Üç boyutlu gözlükler Daha İyi Yaşam'dan!

"Ben 1,80 boyunda, 75 kiloda, kumral, buğday tenli bir adamım.

Ben bir zamanlar kaybettiği ruhunu aramaktan yorulmuş, ruhunu ararken aklını yitirmiş bir deliyim… Geçmiş gün tarih veremeyeceğim ama isimler gün gibi aklımda. Bir yaz bir dilek tuttum oldu. O yaz ben çok âşık oldum; yine o yaz  kendi ruhumu kendi küçük ellerimle ona bıraktım, fark edemedim bir daha asla geri vermeyeceğini; bıraktım ve ağladım. Zavallı ruhum onda kaldı. İlk günler bir boşluk hissettim içimde, ama dedim geçer.  Çünkü ‘alışır insan her şeye’ diye çok duydum büyüklerimden, ‘her şey insan içinmiş’ dediklerini de çok duydum; o yüzden sandım ki bir gün gelecek unutacağım. Sonra üç mevsim geçti aradan yeniden yaz oldu, güneş parlak, güneş sevinçli, güneş güçlüydü. Ben hala 1.80 boyunda, hala kumral, hala buğday tenliydim; belki iki üç kilo almış olabilirim hatırlamıyorum. Ama ruhum bomboştu, ruhum güneşe inat kapkara. Dedim bu böyle olmayacak bu boşluk geçmeyecek. Ben de bana ait olmayan başka ruhlar aramaya başladım, kalbine girdiğim ölümlülerin ruhlarını alıp kendi elleriyle bana teslim etmelerini izledim. Onlara acımadım, Çünkü o sıralar kendime acımakla son derece meşguldüm…

O çalıntı ruhlarla öyle ya da böyle bir zaman idare ettim;  içimdeki boşluğun bir kısmını tıka basa onlarla doldurdum, ama aradan üç mevsim daha geçince aydım. Çaldığım o ruhlar benim içimde günler geçtikçe çürümüş, haftalar geçtikçe birbirine girmiş, aylar geçtikçe içimde bir düğüm,  içim leş. Bir baktım, böyle yine güneşin sıcak ve sevinçli olduğu bir gün içimden pis bir koku yayılıyor yine içime, içim kıvranıyor, içim ağlıyor o kokudan, kustum, gözlerimi kapattım ve böğüre böğüre güneşe doğru kustum. O yaz içimden çıkınca çaldığım o zavallı ruhlar, hafifledim ben. Kalktım yerimden, aslında sadece yerimden değildi o kalkmak, kendimden de kalktım. Şöyle bir dışardan baktım kendime, kendi gözlerimle kendi kahverengi gözlerimin içine içine baktım.  Geçti börek gözlüm dedim, bitti. İyi olacaksın dedim.

Sonra tuttum kendi elimden, yürüdüm kustuğum ruhlara bakmadan. Utandım işte, ayıpladım kendimi.  Eve gittim bir kahve, bir sigara, bir damla gözyaşı, bir müzik derken uyuyakalmışım. Şimdi aradan kaç mevsim geçti, kaç yaz güneşle hoş beş edip kışı getirdim hatırlamıyorum. Fakat artık biliyorum, bizler kendi ruhlarımızın katilleriyiz.  İlk aşk da alıp ruhumuzu teslim ediyoruz onlara, sonra her aşk da o vakit teslim ettiğimiz ruhumuzu arıyoruz, ama hiç öyle nazikçe değil, dövünerek, parçalaya parçalaya, kavga döğüş sonra yine kaçmalar, yine göçmeler, yine ayrılık, havada uçuşup birbirine çarpan beddualar, arkadaşların başını ağrıtıp, kâğıt mendillere işkence etmeler. Yine boyum aynı boy, yine kumral ve buğday tenliyim ama onca mevsimden sonra artık gayet aklı başında bir deliyim.Anladım ki ilk aşkla gitti ruhumuz, şimdi oturup kendi içimize kendimizden bir ruh doğuracağız, güneş gibi neşeli, güneş gibi güçlü.

Bazılarımız bunu başardı; sancılı ve zor bir doğum oldu belki ama başardılar, biz de yapacağız. Çünkü âşıklar bunu hep yapar…"

*Alıntıdır

Editörün Seçimi : Kadınlar Kulübü TV - Aşk & İlişkiler

BU İÇERİĞE TEPKİ VER!


  • emoji
  • emoji
  • emoji
  • emoji
  • emoji
  • emoji
  • emoji

YORUMLAR

Kullanıcı Avatarı
/siyah-dondurma-nasil-yapilir-12572.html