Aşk ve Koku

4 dakika okuma süresi

Aşk ve Koku

Sevdiğinizin kokusu size de farklı geliyorsa nedeni aşk!

Bilim adamları 1960’ların sonlarında, o zaman için büyük yankılar uyandıran bir buluşa imza atmışlardı. Memelilerin birbirlerine koku yoluyla mesajlar yolladığını açığa çıkarmışlardı. Feromon adı verilen bu koku sinyallerinin başta sadece cinsel mesaj içerdiği ve sadece bazı memeleri kapsadığı düşünülmüş, ardından her tür sosyal davranışta ön plana çıktığı fikrine varmışlardı. Görünen o ki, burnumuz, hayatımızda tahmin ettiğimizden daha yönlendirici bir role sahipti. O günden bugüne araştırmalar sürdü ve hala kesin bir sonuca varılamadı, hatta başta düşünülenden daha az etkisi olduğundan dahi şüphelenilmeye başlandı. Çünkü feromonlar herkeste ve her memelide aynı şekilde etki etmiyor, birinde görünen tepki diğerinde hiç gözlenmiyordu. Evrimsel açıdan bakıldığında, türün devamında koku duyusunun büyük bir yönlendirme gücü olduğu da söylenenler arasında. Özellikle dişilerde, östrojen hormonunun daha fazla salgılanmasından ötürü daha keskin olan koku becerisi, bağışıklık sistemi güçlü ve kendisininkinden farklı olan erkeğe yönlenmesinde belirleyici oluyor. Kadınlarla yapılan deneylerde ise, adet dönemlerinin öncesinde ve sonrasında değişik koku yaydıkları ve erkeklerin de bu kokulara göre yaklaşıp yaklaşmama kararı aldıkları gözlenmiş. Erkeklerin koku alma becerisi, kadınlardan daha düşük. Testosteron hormonunun fazlalığı, koku duyusunu olumsuz etkiliyor. Günümüz koşulları ise, her iki cins için de feromon kullanımı açısından elverişsiz. Çünkü doğal vücut kokusunu ve dolayısıyla saf algıyı etkileyen birçok çeldirici mevcut. Bunun en başında kişisel hijyen malzemeleri, sürekli değişen parfüm ve deodorantlar, cinsel bölgelerdeki ve koltuk altlarındaki tüylerin alınması gibi faktörler var. Kokunun biyolojik ve evrimsel yönünün yanı sıra psikolojik bir yönü de var. Doğduğumuz andan itibaren ilk olarak yoğun bir şekilde maruz kaldığımız kokular, tüm hayatımızı etkileyebilecek nitelikte. İlk âşık olduğumuz koku, annemizin kokusu, bazı psikoloji ekollerine göre. Annemizin göğsüne ilk yattığımız an, doya doya içimize çekerek, hafızaya aldığımız kokunun bize hissettirdiği sevgi, güven ve kabullenme duyguları; neden bebeklerin sadece annelerinin giysileri koklatıldığında dahi sakinleştiklerini açıklıyor. İnsan beş duyusunu kullanarak hafıza kaydı yapan bir canlı ve bizde güzel duygulara yol açan kokularla, bize kötü hissettiren kokular ömür boyu hafıza dosyalarımızda yerini koruyor. Kendimizi mutlu, güvende, huzurlu hissettiğimiz anlarda duyduğumuz kokular da ömür boyu bir çağrıştırıcı vazifesi görüyor. Yıllar geçse bile, büyükannelerimizin lavanta kokulu kolonyalarını, mis kokulu kurabiyelerini burnumuzda taşımamızın sebebi bundan. Aynı şekilde, hayatımızda ilk defa gördüğümüz bir insanı sebepsiz şekilde kanımızın almasıyla, yine bir başkasından ilk anda nefretle uzaklaşma hissi taşımamız da bundan diyenler mevcut. Belki de sandığımızdan fazla burnunun dikine giden canlılarız. Koku konusunda en ilginç varsayımlardan biri de, bizi hayatımızın aşkına götürme işlevi olan, “aşk haritası” teorisi. Bu öyle bir harita ki, bebekliğimizden itibaren, hoşlandığımız, iyi hissettiğimiz, sevdiğimiz her şeyden bir parça saklıyor. Özellikle beş duyumuzun bize hissettirdiği her deneyimden örnekler mevcut. Sonuçta ortaya bir mozaik çıkartıyor. Çeşitli kokuların da etkin bir şekilde kaydedildiği bu aşk haritası, eğer ona gereken dikkati verirsek, bizi yolumuzu kaybetmeden doğruca ideal eşimize götürmekten sorumlu. Belki kalbimizin yönünü doğal akışına bıraksak, belki akılla, mantıkla uzlaşacağız diye işi doğal rotasından kaydırmasak, her birimiz doğruca aşkın kollarında buluvereceğiz kendimizi? Sonuçta bugün gelinen noktada hala bir fikir birliği ve kesinliği kanıtlanmış bir veri yok. Ancak görünen o ki, koku her memelide olduğu gibi insanda da birçok dürtüyü tetiklemekte önemli bir rolde. Her insanın kokuyla ilişkisi farklı elbette. Her insanın baskın duyusu da farklı. Kimi için gördükleri önem taşıyor, kimi için dinledikleri; dokunduğu, tattığı, hissettiği ile yönlenen de, kokuyla hareket eden kadar çok. Hangi duyu olursa olsun, bizi etkileme sebebi, bize hissettirdiği duygunun yoğunluğuyla birebir bağlantılı. Ama henüz, büyülü, kaçınılmaz ve karşı konulamaz afrodizyak kokular hala deneme ve üretim aşamasında. Henüz gereken tüm bileşenler şükür ki bulunamadı. Akıl almaz bir sebeple, hiçbir ortak nokta bulamamamıza rağmen sadece kokuların peşine kapılıp gitsek, aşkın körlüğünden daha büyük bir tehlike bizi bekliyor olurdu şüphesiz! Sonuçta, aklın gözü, belki de hak etmediği bir suçlamayla yıllardır karşı karşıya. Aşk, hâlihazırda, tek bir organa uymayacak kadar deli dolu ve sınırsız. O yüzden, bırakın gözünüzü dört açmayı da, tongaya düşmemek için burnunuzu takip edin biraz da. Her şeye burun sokmak, zannedildiği kadar yersiz olmayabilir konu aşk olduğunda…  

BU İÇERİĞE TEPKİ VER!


  • emoji
  • emoji
  • emoji
  • emoji
  • emoji
  • emoji
  • emoji

YORUMLAR

Kullanıcı Avatarı