Akrilamid Gizli Tehlike mi?

2 dakika okuma süresi

Akrilamid Gizli Tehlike mi?

Akrilamid doğal olarak bulunmamaktadır. Akrilamid kimyasal bir bileşik olarak ilk olarak 1893 yılında olarak üretilmiştir.

Bu yazı Öğretim Görevlisi Murat Günal ekibi tarafından hazırlanmıştır!

AKRİLAMİD GİZLİ TEHLİKE Mİ I?

Birçoğunuzun akrilamid de ne dediğinizi duyar gibiyim. Aslında uzun zamandır aramızda olan bu maddeyi hepimiz yakından biliyoruz hatta bazı yiyeceklerle birçok kez de tüketmişizdir.

Endüstride akrilamid;

  • İçme ve atık suların iyileştirilmesinde,
  • Sabun yapımında,
  • Plastik üretiminde,
  • Kâğıt, kozmetik ürünler ve yapıştırıcılarda kullanılmaktadır.

Aslında akrilamidin hayatımıza etkisi sadece endüstriyel alanda kısıtlı değil. Fırınlanmış ve pişmiş ürünlerde akrilamid miktarı fazla olmakla birlikte yanlış pişirme teknikleriyle de vücudumuza girmektedir.

Dünyadaki sağlık otoriteleri bu konuda ne diyor diye bakarsak; Dünya Sağlık Örgütü 1994 yılında akrilamidi olası kanserojen sınıflandırması içerisinde alıyor. Tarihler 2002 yılına geldiğinde İsveç Gıda Komisyonu ve Stockholm Üniversitesi’nin ortaklaşa duyurduğu bildiride; işlem gören ya da ısıl işlem uygulanan gıdaların nispeten yüksek miktarlarda akrilamid içerdiği bildirilmiştir ve özellikle bu tarihten sonra da araştırmalar hem deney hayvanlarında hem de insanlar üzerinde daha da derinleşmiştir.

Akrilamid içme sularında da bulunmaktadır. Dünya Sağlık örgütü tarafından içme sularının 1 litresinde 0.5 mikrogram akrilamide izin verilirmektedir fakat bir paket patates cipsinin bu duzeyin 1000 katı akrilamid içermesi, akrilamidin bilinen toksik etkilerinden dolayı tüm dünyada ilgi uyandırmaya devam etmiştir.

Peki bazı yiyeceklerde akrilamid daha mı fazladır veya yanlış pişirme teknikleriyle veya yüksek pişirme sıcaklarıyla besinlerde oluşan akrilamid miktarı daha mı fazla oluyor?

Bunun cevabı evet!

Akrilamidin miktarının yüksek veya düşük olması bazı faktörlere göre değişmektedir. Sıcaklık ve süre oluşum sürecindeki en önemli iki faktördür. Akrilamid oluşumunun başlaması için ortam sıcaklığının 100°C’yi aşması gerekmektedir. Sıcaklığı 180°C’ye getirdiğimiz zaman akrilamid oluşumu en yüksek düzeye erişmektedir ve yüksek sıcaklıkla birlikte ısıya maruz kalış süresi ne kadar fazla ise oluşum da o kadar artmaktadır. Ayrıca akrilamid oluşumu; besinsel kaynaktan, pişen besinin şeklinden de etkilenmektedir. Örneğin; fırından aldığımız sıcacık ekmeğimizin dış yüzeyi iç yüzeyine göre daha fazla akrilamid içermektedir.

Bir sonraki yazımda hangi besinlerde daha fazla akrilamid oluştuğunu yazacağım.

Peki siz bu tehlikeli maddeyi daha önce duymuş muydunuz?

Sağlıkla Kalın...

BU İÇERİĞE TEPKİ VER!


  • 6
    emoji
  • 1
    emoji
  • emoji
  • emoji
  • emoji
  • emoji
  • emoji

YORUMLAR

Kullanıcı Avatarı